Üstün Zekalı Çocuklar ve Psikolojisi

Üstün Zekalı Çocuklar ve Psikolojisi

Arkadaşlar çocuklarımızın psikolojisini anlayarak onlarla daha rahat iletişim kurmamıza yardımcı olacak  Psk. Aykut AKOVA tarafından yazılan yazıyı sizlerle paylaşıyorum.

Üstün zekalı çocuklar, yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde motivasyon, performans ve görev sorumluluğu gösteren ve bu tür yeteneklerini geliştirmek için uygun imkanlara gereksinim duyan çocuklardır. Zeka bölümleri 110-120 arasında olanlar parlak, zeka bölümleri 120-130 arasında olanlar üstün zekalı, zeka bölümleri 130-200 ya da daha fazla olanlar ise dahi çocuklardır. Toplumda 130 ve üstündeki zeka bölümüne %2, 140′ın üzerindeki zeka bölümüne ise çıkıldığında % 0.2 oranında rastlanır.

Fiziksel gelişimi diğer çocuklardan daha üstündür.

Aşırı duyarlı sinir sistemine sahip olmaları, normal yaşıtlarına oranla daha hareketli olmalarına yol açar.

Yürüme, konuşma ve diğer motor becerilerinin öğrenilmesinde akranlarından daha etkindirler. (Örneğin 6 aylık iken konuşma, 4 aylık iken yürüme bu çocuklar için normal karşılanabilir)

Mükemmel bir hafızaya sahiptirler.

Tıpkı diğer çocuklar gibi, üstün zekalı çocukların da fiziksel, sosyal ve duygusal ihtiyaçları vardır.

Üstün zekalı çocuklar;

sevgiye, güvene ve başkaları tarafından anlaşılmaya,

yeteneklerinin ve üstün zekasının farkına varılmasına,

sosyal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir arkadaş grubuna,

potansiyellerinin ortaya çıkacağı ve kendilerini gösterebilecekleri akademik ortamlara,

tıpkı yaşıtları gibi kendisinin de bir çocuk olduğunun bilinmesine,

kendilerini en iyi şekilde anlayan, destekleyen öğretmenlere ve ebeveynlere,

kendi kararlarını almalarına fırsat tanınmasına,

hobilerine ve çok yönlü ilgilerine uygun zenginleştirilmiş ortamlara,

teşvik ve takdir edilmeye, ihtiyaç duyarlar.

Ne yazık ki, üstün zekâlı veya özel yeteneklilerin eğitimine yönelik ülkemizde profesyonel anlamda faaliyet gösteren kurumlar oldukça sınırlıdır. Bu konuda böyle bir boşluğun olması, ailenin rolünü ön plana çıkarmaktadır. Eğer aile, çocuğun mevcut kapasitesinin açığa çıkarılması ve yeteneklerinin geliştirilmesi yönünde bilinçli bir tutum içinde olursa hem bireysel hem de toplumsal açıdan önemli bir kayıp olmayacaktır.

Sosyal Özellikleri:

Arkadaşları arasında popülerdirler.

Kolayca arkadaşlık kurabilirler. Arkadaşlarını kendilerinden yaşça 2-3 yaş ileri olanlardan seçerler.

Grup içinde lider olabilirler, başkalarına tabi olmaktan hoşlanmazlar.

Okula karşı isteklidirler, ders dışı uğraşılara katılmaktan zevk alırlar.

Ders uğraşılarının yanı sıra, sosyal uğraşılar, sportif faaliyetler, şiir, hikaye ve resim alanlarında çalışmaktan hoşlanırlar.

Nüktedandırlar, yerinde hikaye ve fıkra anlatmaktan hoşlanırlar.

Kendilerine ait orijinal ilgileri vardır.

Yeni ve değişik durumlara kolay ve çabuk uyarlar.

Üstün çocuklar kapasitelerine uygun eğitim almadıkları takdirde hem bu yeteneklerinin körelmesine hem de psikolojik olarak sıkıntıya düşmelerine neden olabilir. Bir çok üstün zekalı çocuk, hiç ders çalışmadan normal bir sınıfta okutulan konuları rahatça anlayabildikleri için ders çalışma alışkanlığı edinemezler. Bu da ilerideki akademik başarılarını olumsuz etkiler. Bu çocuklar fark edilmedikleri ya da yeterince destek görmedikleri zaman olumsuz davranışlarıyla dikkat çekmeye çalışırlar. Bu çocuklar toplum için büyük bir riskli grubu oluşturmaktadır. Riskli ve meydan okuyucu bir eğitim ortamının sağlanmaması çocuğu köreltebilir. Ve tüm bunlar çocuğun kaybolan üstün çocuk olmasına neden olma

Üstün Zekâlı Çocukların Eğitimi

Üstün zekalı çocukların küçük yaşlarda öğrenme arzularının köreltilmeden eğitime başlamaları çok önemlidir. Bu yüzden bu eğitimin okul öncesinden itibaren verilmesi gerekir. Ancak anne-babalar bu dönemde, yaşıtlarından üstün ve farklı olan çocuklarına uygun bir okul öncesi eğitim kurumu bulma konusunda sıkıntı yaşarlar.

ÜSTÜN ZEKALI ÇOCUK = PROBLEMLİ ÇOCUK” MU?

Prof. Dr. Delisle, üstün yetenekli çocuklarla ilgilenmekte çocukları anlayan öğretmenin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, birçok öğretmenin üstün yetenekli çocukların eğitilmesi konusunda, öğretmenlik eğitimi sırasında bilgi edinmediklerini, bu yüzden de öğrenci sınıfta dersini yapmadığı zaman bilmeden de olsa ceza verdiklerini ifade etti.

Üstün yetenekli çocukların, genelde akıllarını meşgul tutacak bir şey aradıklarını anlatan Delisle, bunun da öğretmenleri sıkıntıya düşürdüğünü, bazı öğretmenlerin, üstün yetenekli çocukların kendilerinden daha çok bildikleri için rahatsızlık duyduğunu, ‘üstün zekalı çocuk = problemli çocuk’ algısının oluştuğunu dile getirdi.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir