YETENEK Ve DEHÂ

Arkadaşlar Bilsem’in değerli öğretmenlerinden Meryem Güneş Berberoğlu’nun yazısını sizlerle paylaşıyorum.

Çocuklarınızın yeteneklerini keşfedin, sonra onlar için ortam hazırlayın , gerisini onlara bırakın.

İlerleyen çağlar;bizlere birçok bilgi, deneyim , teknolojik zenginlik katmaya devam ediyor.Eskiye oranla hayatımıza giren her yenilik, beraberinde hepimizi doğallıktan uzaklaştırıyor .

Doğallıktan uzaklaştıkça, herbirimiz mekanikleşmiş, robotlaşmış ;hatta kodlanmış birer makineye dönüşüyoruz.

Hep bir başka şey için, bir başkası için, kurulu bir düzen için, kurallar bütünü için, sistem karakterler olarak yaşamaya başlıyoruz.

Zaman sayacının her dakikası, bizim aleyhimize;yani ters orantılı,bizi kendimizden uzaklaştıran, birer robota dönüştürüyor.

Kurgulu, sistematik kodlu , sûnî…Tıpkı bir robot gibi.

Bu sistemin içine; en doğal haliyle salıverilen yetenekli çocuk ,deyim yerindeyse “sudan çıkmış balığa dönüyor.”

Yetenekli Çocuklar, sınırları netleştirilemeyen kendilerine has yetenekleri ile doğuyorlar.Bu yetenekler, onların doğumundan hemen sonra; dürtüsel bir biçimde kendini dışa vurmaya başlıyor.

Hangi alanda olursa olsun;bu çocukların çok azı, birer üstün yeteneğe (dehâya) dönüşebiliyor.

Çünkü,çocuklar için doğumdan hemen sonra kendi hayatında;kendisi ve yeteneklerinden ziyade, çevre faktörü etkin olmaya başlıyor.

Çocuk için, birincil çevre olarak;başta ailesi,sonra sosyal çevre ve okul, kurallarla bezeli,birer yetenek köreltici faktör olarak, çocuğun hayatına girmeye başladıkça;

çocuk özgünlükten, yaratıcılıktan, özgürlükten uzaklaşmaya başlıyor.

Yeteneğin en çok doğallıkla bağı vardır. Ve insanı, hep bütünsel bir bakış açısı ile değerlendirmeliyiz.Her şeyden önce, özellikle yetenekli çocuklarda; duygu ile zekânın birlikte değerlendirilmesi gerektiğini öne çıkarmalıyız.

Çocuğun hayatına sokulan her bir kural, onu doğuştan getirdiği özelliklerinden uzaklaştırıyor ve kalıplara sokuyor .

Yetenekli çocuk için;kuralları, bir çember gibi düşünmeliyiz.Onun hayatına giren her kural , yeteneğini göstermek istediği her durumda , bir tel örgü gibi,onu çemberin içine çekiyor.

Bir süre sonra, o çemberden çıkmaması gerektiğini öğrenmiş oluyor.

Sınırları çizilmiş davranış ve tutumlar belirleyerek , çemberin dışındaki yaşamın farklılığını keşfedemiyor.Bu da, çocuğun hayatını sıradanlaştırarak; onun özgün,yaratıcı, özgür düşünebilme becerisini yok ediyor.

Oysa,çocuğun doğuştan getirdiği;yeteneği doğrudan etkileyen,özgünlük, yaratıcılık , özgürlük üçlüsü;çocuğu, parlak bir çocuk olarak kalmasından öte;bir dehâya dönüştürecek en önemli yetenek iksirleridir.

Yazının devamı için tıklayınız.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir