Üstün Zekalı Çocukları Ne Bekliyor?

Üstün Zekalı Çocukları Ne Bekliyor?

 

Arkadaşlar çocuklarımızın okulda karşılaştığı en büyük problem… İki ayrı öğretmen ve iki ayrı eğitim modeli… Tüm çocuklarımızın mutlu oldukları bir eğitim almaları dileğiyle Özgür Bolat’ın yazısını sizlerle paylaşıyorum.

Bir okurumdan üstün zekalı çocuğuyla ilgili bir mesaj aldım.

Mesajı kısaltarak aktarıyorum. Mutlaka okuyun.

MEKTUP

Benim 5 yaşında bir oğlum var……Oyun onayarak çok şey öğrendik.1,5 yaşında şekilleri (pentagon, daimond dahil) biliyordu…….Daha sonra harflere merak sardı. İlk olarak İngiliz alfabesini öğrendi……..İki yaşına geldiğinde harf ve rakamları rahatlıkla söylüyordu. ……İngilizce kelime hazinesi de oldukça gelişti. Ben açıkça öğretmek istemesem de Türk alfabesini de etrafındakilere sorarak öğrendi………Dört yaşından önce okuyordu. Geçtiğimiz yaz Rusça yazılar gördü. Daha sonra harfleri bana sormaya başladı ve bir gün baktım Kiril alfabesini de okuyor…….. Bu yıl Osmanlıca dersi alıyorum. Ben ders çalışırken ona da merak sardı. Osmanlıca alfabesini de öğrendi. …….Beş yaşında olmasına rağmen fikrini sonuna kadar savunabiliyor……….Sosyal olarak da oldukça gelişmiş bir çocuk…….. Okul araştırmasında bulunduğumda bütün okulların bir şekilde farklı okullara dönüştüğünü gördüm. Okul konusunda çok endişeliyim. Bu konuda bana yol gösterebilirseniz sevinirim. Ben oğlumun sadece şimdiki gibi mutlu olmasını istiyorum.

Sayın okurum, maalesef size güzel haberler veremeyeceğim.

TÜRKİYE’NİN DURUMU

Türkiye’de yaklaşık 17.500.000 öğrenci var. Bu  nüfusun %1’i ile %3’ü üstün zekalı; 10.000’de biri de dahi kabul ediliyor. Yani, Türkiye’de ortalama 350.000 üstün zekalı öğrenci, 1750 de dahi var.

Peki üstün zekalı olarak tanımlanan kaç kişi var? Ortalama 11.000 kişi. Yani, üstün yeteneklilerin sadece %3’ü tanımlanmış. Diğerleri kim, bilmiyoruz.

Tanımlanıp da BİLSEM ya da başka kurumlarda eğitim alan öğrenciler, bu rakamdan daha da az.

Üstün zekalıların eğitimi konusunda oldukça gerideyiz. Yani sizin çocuğunuz da hak ettiği eğitimi alamayanlardan birisi olabilir. Peki, bu durumda ne yapacaksınız?

Okullarda sizi iki senaryo bekliyor.

SENARYO 1

Çocuğunuz ilk şokunu, okul sırasında sabit bir şekilde oturmak zorunda kalınca yaşayacak.

Soru sormak ve keşfetmek isteyecek, ama ondan sadece dersi dinlemesi ve bilgileri depolaması istenecek.

Öğretmenden daha fazlasını isteyecek ama muhtemelen öğretmeni onun ihtiyacını karşılayamayacak.

Çünkü ya üstün zekalıların ihtiyacından bihaber olacak ya da ortalamaya göre ders işlemek zorunda hissedecek. Müfredatı yetiştirmeye çalışacak.

Ortalamaya göre işlenen ders, çocuğunuza  zaten çok kolay gelecek. Sıkılmaya başlayacak. Sıkılınca yerinde duramayacak ve gezinmeye başlayacak.

Öğretmen sınıfın düzenini bozuyor, diye ona kızacak. Kızdıkça çocuk da okuldan soğuyacak.

Çocuğunuz ödevleri de sevmeyecek. Ya basit bulacak ya  keşiften uzak ya da çok mekanik.

Çocuğunuz öğretmenini de sorgulayacak. Öğretmen bunu da sevmeyecek. Otoritesi sarsılsın istemeyecek.

Öğretmene sürekli soru soracak. Öğretmen yanıtlamak istese de müfredattan geri kalırım diye zaman ayıramayacak ya da diğer çocuklara haksızlık olur korkusuyla soruları geçiştirecek.

Çocuk öğrenmekten daha da soğuyacak. Çocuğunuzun kapasitesi harcanacak ve bir süre sonra öğrenilmiş çaresizlik yaşayarak, hayatına devem edecek.

Siz, çocuğunuz ve ülke kaybedecek.

SENARYO 2

Öğretmen sadece sizin çocuğunuzu değil, her çocuğu özel görecek. Sizin çocuğunuzun ihtiyacını hemen anlayacak.

Öğretmen müfredatı yetiştirmek değil, öğrenciyi yetiştirmek derdinde olacak.

Her çocuk için “farklılaştırılmış” eğitim yapacak. Çocuğunuza kendi seviyesinde çalışmalar verecek. Bu çalışmalar da araştırma, deney ve keşfetme çalışmaları olacak.

Bunlarla yetinmeyip sizi okula çağıracak. Okul dışı etkinlikler ve araştırmalar verecek. Çocuğunuzun öğrenmesini “zenginleştirecek”.

Çocuğunuzun öğrenme düzeyini diğer çocuklara yaklaştırmaktan ziyade, kendi hızında ilerlemesi için “hızlandırma” çalışmaları yapacak. Dahası öğretmen bunu kalabalık sınıflarda bile yapabilecek çünkü çocuklara sorumluluk kazandırmış olacak.

Bu öğretmenler sayesinde hayal ettiğiniz mutlu çocuğa sahip olacaksınız. Siz, çocuğunuz ve ülke kazanacak. Öğretmen de mesleğinden üst düzeyde şevk duyacak.

HANGİ SENARYO?

Sizi hangi senaryo bekliyor? Büyük oranda birinci senaryo.

Bazı BİLSEM’lerde, TEVİTÖL gibi birkaç kurumda ve devlet okullarındaki bazı öğretmenlerin sınıflarında ikinci senaryoyu bulabilirsiniz. Ama sayıları oldukça az.

NE YAPMALI?

Bu durumda sizin çocuğunuzla evde araştırmalar, deneyler ve projeler yapmanız gerekiyor. Öğretmeniyle işbirliği yapıp, çocuğunuzla sürekli öğrenme etkinlikleri tasarlamalısınız ya da ona öğrenme ortamları hazırlamalısınız. Ancak bu şekilde onun merakını ve öğrenme aşkını canlı tutabilirsiniz.

Bu arada, tek temennimiz devletin en kısa zamanda yetenek ve potansiyel gelişimini temele alan bir eğitim anlayışını benimsemesi.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir