Üstün Yetenekli Öğrencilerin Eğitimi ve BİLSEM’ler

Üstün Yetenekli Öğrencilerin Eğitimi ve BİLSEM’ler

Arkadaşlar, çocuklarımız BİLSEM ‘de eğitim görsün, kendileriyle aynı düzeyde çocuklarla kaynaşsın onlarla fikir alış verişinde bulunsun istiyoruz. Benim çocuğum anaokulunda henüz, BİLSEM sınavlarına gelecek sene girecek ancak kafamda acaba BİLSEM oğlum için ne kadar faydalı olur?, sorusu var.  Çocuklarımızın ihtiyaçlarına acaba BİLSEMler yeteri kadar cevap verebiliyor mu? Bu konuyla ilgili Erzincan Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi’nde Nisa Gökden KAYA tarafından yazılmış bir makaleyi paylaşıyorum.

Üstün yetenekliler, bilişsel yeteneklerde akranlarından üstün olduğu uzmanlarca belirlenmiş kişilerdir. Normal gelişim gösteren öğrenciler için hazırlanmış olan eğitim programları, üstün yetenekli öğrenciler için uygun olmamakta, hızlı öğrendikleri için okulda sıkılmakta ve bu nedenle motivasyonlarını kaybetmektedirler (Ataman, 2003). Bilişsel gelişim ile psikolojik ve sosyal gelişim alanlarının hızları arasında uyumsuzluktan kaynaklanan farklı sosyal ve duygusal ihtiyaçları nedeniyle de özel eğitime gereksinim duymaktadır. Enç (2005), Osmanlı Devleti’ndeki Enderun Mektebi’ni, üstün yetenekliler eğitiminin planlı, kapsamlı ve sistematik olarak uygulandığı dünyada ilk eğitim kurumu olarak tanımlamaktadır. Enderun Mektebinde, devrin yüksek medreselerindeki derslerin yanı sıra, sanat eğitimi ve karakter ile kişilik eğitimine ağırlık verilmiştir (Akkutay, 1984). Üstün yeteneklilerin eğitiminde sahip olduğumuz bu önemli mirasa rağmen, Enç’in (2005) ‘üstün beyin gücü’ olarak nitelendirdiği bu grubun eğitimi konusunda olması gereken düzeye ulaşılamamıştır. Başlatılan bazı uygulamalar sonuçsuz kalmıştır. Üstün Yeteneklilerin Eğitimi Üstün yeteneklilerin potansiyellerini en üst düzeyde kullanarak kendini gerçekleştirmeleri, yeteneklerine uygun bir eğitimle sağlanabilir. Ancak üstün yetenekli çocukların niçin özel eğitime ihtiyaç duyduğu kolay anlaşılamamaktadır. Ataman’a (2003) göre, bu durum “Bu çocuklar zaten üstün, fazladan eğitime gerek yok. Her ortamda kendilerini geliştirebilirler. Bunlara artı eğitim verirsek seçkinler sınıfı yaratırız; bu da topluma üstesinden gelemeyeceği sorunlar yaratır. Zaten seçerek öğrenci alan kurumlar bu çocuklara yöneliktir, bunun dışında özel eğitim vermek abestir. Üstün yetenekli çocuklarla, özel eğitimin ilgilenmemesi gerekir.” gibi ön yargılardan kaynaklanmaktadır.

Üstün yeteneklilerin eğitimlerinde genellikle; ayrı eğitim, zenginleştirme ve hızlandırma modelleri kullanılmaktadır (Yıldız, 2010). Ayrı eğitimin tarihsel süreçteki ilk örneği Enderûn Mektebi’dir. Türkiye’de Fen Liseleri, Güzel Sanatlar Liseleri, İnanç Vakfı Lisesi ayrı eğitime örnek gösterilebilir. Üstün yetenekli çocukların akranlarıyla birlikte, programlarının gereksinimlerine uygun olarak zenginleştirilmesi yoluyla yapılan uygulamalar ise zenginleştirme olarak tanımlanmaktadır (Ataman, 2003).

Bilim ve Sanat Merkezlerinin amacı da zenginleştirmedir. Öğrencinin sınıfını, okulunu yaşıtlarına verilen süreden daha erken tamamlaması ise hızlandırmadır. Ancak üstün yetenekli çocuklar, eş zamanlı olmayan gelişimleri nedeniyle sosyal ve duygusal açıdan desteklenmelidir. Bu yüzden normal gelişim gösteren yaşıtlarıyla bir arada olmaları önemlidir. Bilim ve Sanat Merkezleri de bu gerçekten hareketle kurulmuştur.

Bilim ve Sanat Merkezleri (BİLSEM) ile İlgili Araştırmalar Türkiye’de üstün yetenekli öğrencilere eğitim veren en yaygın kurum olan Bilim ve Sanat Merkezlerinin ilki Ankara’da 1995 yılında açılmış, hazırlanan programla üstün yetenekli öğrencilere okulların dışındaki sürede hizmet vermesi planlanmıştır. BİLSEM’lere öğrenci seçiminde zeka testi uygulanmakta ve zeka bölümü 130 ve üzerinde olan öğrenciler kabul edilmektedir.

BİLSEM’ler ile ilgili yapılan araştırmalar, mevcut sorunları ortaya koymaktadır. BiLSEM uygulamasının öğretmen görüşlerine göre eğitim öğretim, rehberlik, fiziksel donanım ve okul-çevre-merkez işbirliği açısından dört boyutta incelendiği çalışmada, öğretmenlerin merkezlerdeki eğitim öğretim ve rehberlik durumunu belirtilen niteliklere uygun bulduğu, ancak fiziksel donanım ile okul-çevremerkez işbirliğine ilişkin durumları yeterli bulmadıkları belirlenmiştir (Sezginsoy, 2007). Özkan (2009)

BİLSEM’lerin etkililiğini yönetici, öğretmen, veli ve öğrenci görüşlerine göre araştırmış; BİLSEM’lerin yönetici ve öğretmenlere göre iklim ve amaç boyutunda etkili olduğunu; ancak en az etkili boyutunun örgütlenme olduğunu belirtmiştir. Velilere göre, amaç süreç ve örgütlenme boyutunda büyük ölçüde etkilidirler. En az etkili oldukları boyut iklim boyutudur. Öğrenciler BİLSEM’lerin süreç ve örgütlenme boyutunda büyük ölçüde etkili bulmuşlardır. En az etkili boyutun amaç ve iklim olduğunu ifade etmiştir. Bu çalışma, BİLSEM’lerin kurum kimliği kazanma yolundaki eksikliklerini göstermesi bakımından önemlidir. İlköğretimdeki üstün yetenekli öğrencilerin rehberlik hizmetlerine olan gereksinimlerinin; ebeveynleriyle BİLSEM’lerdeki öğretmenlerinin bakış açılarıyla belirlendiği bir çalışmaya göre, ilköğretim I. ve II. kademedeki üstün yetenekli öğrenciler, hem akademik, hem de sosyo-duygusal alanda rehberlik desteğine ihtiyaç duymaktadırlar (Akar, 2010). Yıldız (2010) BİLSEM’leri öğretmen, öğrenci veli görüşlerine göre değerlendirmiş ve amaçlarına yüksek düzeyde ulaştıklarını belirlemiştir. Ancak, BİLSEM’lerin donanımı öğretmenlere göre yetersiz, öğrencilere göre orta düzeydedir. BİLSEM’lerin çevreyle işbirliğini öğretmenler yetersiz görürken, öğrenciler orta düzeyde, velilerde yeterli görmektedir. Velilere göre, velilerin BİLSEM’lerle işbirlikleri orta düzeydedir. BİLSEM’lere öğretmen ve öğrenci seçimlerini öğretmenler orta düzeyde yeterli görmektedirler. Öğretmenler BİLSEM’lerde çalışan öğretmenlerin üstün yeteneklilerin eğitimiyle ilgili hizmet içi eğitimlerini yetersiz görmektedirler. Şenol (2011) BİLSEM öğretmenlerinin, üstün yetenekliler eğitim programlarına yönelik görüşlerini ve karşılaştıkları sorunları araştırmıştır. Araştırma sonucunda, eğitim programlarına yönelik öğretmen görüşlerinin olumlu yönde olduğu, ancak öğretmenlerin çoğunluğunun, BİLSEM’lerin fiziki ortam şartları ile ilgili sorunlarla karşılaştıkları belirlenmiştir. Bu araştırmalar sonucunda, BİLSEM’lerin fiziksel koşullarının yetersizliği öne çıkmaktadır.

Özel eğitimde en fazla ihmal edilen grup olan üstün yetenekliler, uygun eğitim aldıklarında, çok önemli işlere imza atabilecek bireylerdir. Ancak uygun eğitim alamadıklarında, kendini gerçekleştirememenin yarattığı olumsuzluklar yaşamaktadır. Bu nedenle üstün yeteneklilerin tanılanması ve uygun bir eğitim programıyla gelişimlerinin desteklenmesi önemlidir. Özgün bir sistemle, üstün yeteneklileri tespit edip yeteneklerine göre eğiten Enderun Mektebi üzerine Avrupalı bilim adamları araştırmalar yapmış ve altı yüz yıl hüküm süren Osmanlı’nın ‘en güçlü dayanaklarından biri’ olarak nitelendirilmiştir (Enç, 2005: 291). Ancak bu kültürel mirasımızı yeterince değerlendiremediğimiz yönünde özeleştiriler yapılmaktadır (Enç, 2005; Yıldız, 2010; Levent, 2011).

BİLSEM’lerle ilgili yapılan çalışmalarda; eğitim programı, fiziksel yapı, öğretmen yetiştirilmesi, proje çalışmaları konusunda önemli sorunlar belirlenmiştir. Eğitimin niceliğinden çok niteliğinin önem kazandığı günümüzde, üstün yetenekli bireylerin eğitiminde kalite arttırılarak BİLSEM’lerde yaşanan sorunlar giderilmelidir. Ayrıca Levent (2011) tarafından olağanüstü üstün yetenekliler için önerilen Bilim ve Sanat Okulları gibi örgün eğitim modelleri üzerinde çalışmalar yapılması gerekmektedir. Kısacası, üstün yetenekli öğrencilerin eğitiminde gelişmiş ülkelerde uygulanan örnekler ve politikalar incelenip, geçmişten gelen kültürel zenginliklerimizle birlikte ülkemiz şartlarına uygun modeller ve politikalar geliştirilmelidir

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir