Mükemmelliyetcilik ve Sınırlar

Mükemmelliyetcilik ve Sınırlar

Arkadaşlar Uzman Pedagog Nilüfer Evgin’in yazısını sizlerle paylaşıyorum.

Mükemmeliyetçi anne ve babalar çocuğundan her şeyin en iyisini, en güzelini, en mükemmel olanını bekler. Çocuk sınıfında ve grubunda lider, en birinci, en başarılı, her yarışmayı kazanan, en güzel yazan, en güzel çizen, en güzel söyleyen, en güzel okuyan kısacası en iyi olmak zorundadır. Başarısız olma hakkı olmayan bu çocuklardan mükemmellik beklenir.

Çocuklarından mükemmellik bekleyen bu anne babalar mükemmel midirler? Mükemmel bir anne baba olmayı kim istemez ki? Çocuğunuz ne yaparsa yapsın hafifçe gülümseyip, hangi zor durumda olursanız olun, yüksek bir anlayışla karşılayarak atlatabilmeyi herkes ister. Oysa tüm anne ve babalar insan olmanın bir sonucu olarak, endişelenme, sinirlenme, korku gibi insani duygular hissedebilirler. Mükemmellik insanlar için yapılabilecek uygun bir tanımlama değildir. İnsanlar kaç yaşında olursa olsun hata yapabilir, farklı durumlarda farklı duygular hissedebilirler.

Anne ve babaların yüksek beklenti ve istekleri altında kendi gerçekleştiremedikleri yatmaktadır. Mükemmeli arayan anne ve baba çocuğun özelliklerini kapasitesini dikkate almadan yüksek bir beklenti içine girer. Kendi yetenek ve başarılarıyla, anne ve babasının beklentileri arasında fark olduğunu gören çocuk kendisinin değersiz ve önemsiz olduğunu düşünür. Çocuk mutsuz ve umutsuz olur. Çünkü kendisinden beklenen kendisi için hedeflenmiş olan başarıyı elde edemez. Bu başarısızlık onu hayal kırıklığına uğratır. Başarısızlık durumu pekişir.

Sağlıklı bir aile yapısı içerisinde, çocuktan beklenmesi gereken, olağanüstü bir başarı değil, çocuğun kapasitesine uygun, gerçekçi bir başarı olmalıdır. Sağlıklı ailede, çocuk için olması gereken doğrultusunda zorlamak yerine, var olanı geliştirmek, henüz belirgin olarak ortaya çıkmamış olan yeteneklerin, ortaya çıkmasını hedeflemek, var olanlarında gelişmesini sağlamaya çalışmak uygun olanıdır. Tüm bunları yaparken, önemli olan kritik nokta ise, anne babanın beklentisi ile çocuk kapasite ve yetenekleri arasındaki dengenin sağlanmasıdır.

Çocukların ihtiyacı olan, kendileri adına her şeyi yapan anne baba değildir. Onların özlemi ihtiyaçları olduğunda yakınlarında olan anne ve babadır. Kendilerine karşı anlayış gösteren, yaşamda yön gösterip onlara destek olan ebeveyne özlem duyarlar. Bu nedenle her defasında çocuklarımıza gösterdiğimiz davranışları incelemek, değerlendirmek ve doğruluğunu sorgulamak en doğru ve gerekli olan davranıştır.

Çocuklar için gereken durumlarda gerekli sınırlar konulmalı, gereksiz yasaklamalardan kaçınılmalıdır. Bunu sıcakkanlı, anlayış ve destek dolu gergin olmayan aile içi davranış dinamiği ile birleştirdiğimiz zaman çocuğun sağlıklı yetişmesi için gerekli ortam sağlanmış olacaktır. Çocuklara sınırların konulması ve sınırların gösterilmesi demek, sorumlu bir şekilde çocuklara yön vermek, beraber yaşamanın gerektirdiği kuralları ve değerleri yaşayarak göstermek, öğretmek demektir. Sınır koymak demek, güvenlik anlamına gelmektedir. Kendinizi duvarları çatısı olmayan bir evde mi güvende hissedersiniz, yoksa duvarları, çatısı olan ve içinde özgürlük olan bir evde mi güvende hissedersiniz? Burada duvarlar ve çatı sınırlardır ve güven vericidir. Güvenli alanın içinde mutluluk ve özgürlük bilinci vardır. Güven ve bağımsızlık duyguları, özgür anlayış dolu ve demokratik aile ortamları içerisinde kazanılır. Güven ve bağımsızlık duygularının kazanılması; bebeklikten itibaren, çocukların ihtiyaçlarını karşılamakla, onların kişiliklerine saygı duymakla, uygulanan kuralların nedenlerini açıklamakla, iletişim kanallarını açık tutmakla, onları desteklemekle ve sevgi ile yaklaşmakla mümkündür.

Aile içi ilişkilerde kararlılık ve açıklık sınırlar anlamına gelmektedir. Bir ailede ebeveynlerden birinde sınırlar konusunda endişeler olabilir. Asıl karar verici kendisi olamadığı için, nelerin doğru, nelerin yanlış olduğuna kendisi karar veremediği için endişe hissedebilir. Sınırları onaylayan ve onaylamayan ebeveynlerde kendi aralarında kendi aralarında aile içi rekabete girebilirler. Çocuklarının sevgisini kaybetme korkusu yaşayabilirler. Bu korku ile birlikte, sınırlar konusunda uygunsuz ve dengesiz kararlar alabilirler. Bazı anlamsız durumlara, uygun olamayan sınırlar koyar ya da asıl sınırların konulmasının gerekli olduğu yerlerde, yine aynı korku ve kaygıyla sınır koyamazlar. Tüm bu davranışlar amaca ulaşmamıza yardımcı olamaz, engel oluştururlar. Yine çocuğun gözüyle, başlangıçta, sınır koyan ebeveyn çocuğun öfkesini kazanıyormuş gibi gözükür. Uygun ve anlayışlı açıklamalarla, destekle her iki ebeveyninde sağlıklı ve dengeli tutarlı davranışlar sergilemeleri gerekir. Uygun ve dengeli sınırların belirlenmesini, çocukla konuşarak oluşturmaları gerekmektedir.

Anne ve babaların her zaman ve çocuğun gelişiminin her aşamasında, her durumda, çocuğa önem verdiklerini hem sözleriyle hem davranışlarıyla göstermeleri gerekmektedir. Anne ve babaların çocuklarının göstermiş olduğu çabaya saygı duymaları gerekmektedir. Çocuğun başarılarından dolayı çocuğu takdir etmek gerekmektedir. Gerektiği zaman övgüde bulunmaktan çekinmemek gereklidir.

Çocuklarınızla Başarılı Bir Anne Baba ve Çocuk Etkileşimi İçin Neler Yapılmalıdır:

Çocuklarınızın övgüye değer, doğru ve iyi yönlerine davranışlarına odaklanılmalı, yönlenmelidir. Çocuklar doğru ve iyi yapmış oldukları davranışlarının işlerinin anne babaları tarafından fark edildiğini, anne ve babalarının dikkatlerini çekebildiklerini düşünürlerse, farklı ve yanlış davranışlar sergilemek zorunda kalmazlar.

Çocuklarınızın uygun ve güzel istenen davranışları için övgüde bulunmalısınız. Çocuğunuz istenen olumlu davranışlar sergilediği zaman mutlaka överek, takdir ederek ödüllendirmelisiniz. Böylece istediğiniz hareket ve davranışlar sıklıkla tekrarlanabilsin.

Aile içinde, anne, baba ve çocuk üçgeni içerisinde aile fertleri birbirleriyle görüşerek ve anlaşarak kurallar belirlemelidirler. Herkes için geçerli olacak olan bu kurallar yaşamı kolaylaştıracak ve gereksiz tartışmaları azaltacaktır. Aile düzenine uygun olamayan kurallar var ise eğer, uygun düzenleme ile değiştirilmelidir.

Anne baba olarak çocuğunuzdan bazı isteklerde bulunacağınız zaman, istekleriniz iyi düşünerek, planlayarak, uygun yerde ve uygun zamanda, uygun bir ifade ile kısacası etkililik ilkesiyle isteklerde bulunmalısınız. Kararlı olarak istediğinizi belirtmelisiniz. Konuşurken çocuğunuzun dikkatli olarak sizi dinlediğinden, dikkatlice sizi algıladığından emin olunuz. İsteğinizin uygulanıp uygulanmadığını gözlemleyip takip etmelisiniz. Anne ve babalar çocuklarındaki istenmeyen, arzu edilmeyen davranışlara karşı bazı cezalar uygulamalıdır. İyi davranışlar nasıl ödüllendiriliyorsa, istenmeyen bir davranışta cezalandırılmak durumundadır. Dikkat edilmesi gereken nokta, önceden çocukla mutlaka konuşulmalı ve istenmeyen davranış konusunda uyarılmalıdır. Buna rağmen istenmeyen davranış oluşturulmuş ve sürdürülüyorsa, hemen olayın arkasından, uygulanabilir bir ceza verilmelidir. Bu konuda da çocuğa açıklama yapılmalıdır. Biz seni çok seviyoruz. Sevmediğimiz ve istemediğimiz şey bu davranıştır. Biz bu cezayı sana değil, bu yaptığın davranışa veriyoruz. Verilen cezalar asla beslenme, yeme içme ve sevgi kısıtlaması şeklinde olmamalıdır. Genellikle çocuğun çok sevdiği bazı şeylerden mahrum etmek, kısıtlamak şeklinde olmalıdır. Çok sevdiği bir oyuncağını belli bir süre kaldırmak, çok gitmek istediği bir yere gidişini iptal etmek gibi, onu incitmeyecek ama yaptığı davranışının sonucunu yaşayacağı, davranışının yanlışlığını ona anlatacak bir ceza olmalıdır.

Tüm bu uygulamalar süresince, tutarlı olmak, sözünde durmak, ebeveynlerin birlikte hareket etmeleri, sevgi ve anlayış dolu yaklaşım ilkelerinden ödün vermemek gereklidir. Yaşına ve durumuna uygun olamayan, keyfe keder, düşüncesizce cezalar verilmemelidir. Bu tür cezalar çocuk ve anne baba ilişkisini olumsuz etkileyeceğinden dikkatli olunmalıdır.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir