Birinci Sınıfta Karşılaşılabileceğimiz Zorluklar

Birinci Sınıfta Karşılaşılabileceğimiz Zorluklar

Arkadaşlar Klinik Psikolog Aslı Karamuk’un yazısını paylaşıyorum.

Bir okula teneffüs saatlerinde uğrama şansınız olursa büyük yaşlardaki çocukların daha amaca yönelik oyunlar oynayıp etkinlikler yaptığını, daha küçük çocukların ise etrafta oradan oraya koşturduğunu görebilirsiniz. Anaokulunda daha fazla gözetim altında olan ve dikkat edilen çocuklar, ilköğretime geçmeleriyle birlikte kendilerini okul içerisinde özgür hissetmeye başlıyorlar. Oradan oraya koşturan bu çocuklar için düşmek, bazı ufak kazalar yaşamak, kaçınılmaz oluyor ve bir süre sonra o bana vurdu, bu beni itti gibi cümleler sıkça duyulmaya başlanıyor. Gruplar halinde oynamaya başlayan çocuklar arasında ise bir süre sonra ‘beni oyuna almadı’, ‘her şeye o karar veriyor’ tartışmaları başlıyor. Akademik bir kaygının da verdiği öğretmenin gözüne girme, diğerlerinden daha iyi olma çabası işin içine girince etrafta sürekli birbirini şikâyet eden çocuklar görülüyor. Ebeveynler olarak bu şikâyetleri dinlerken, bunun sürecin getirdiği bir zorluk olduğunu bilerek, olabildiğince çocukları sakinleştirmek gerekmektedir. Ayrıca bütün şikâyetlerini en ince ayrıntısına kadar dinleyip sonrasında ise eyleme geçmek, çocuğun akranlarıyla yaşadığı problemleri çözmekte zorlanmasına ve hep birilerinin desteğine ihtiyaç duymasına neden olabilir. Bunun yerine çocuğunuzun yaşadığı problemlerle ilgili öğretmen ile görüşüp, problemlerin okul içerisinde çözülmesine olanak sağlamak daha faydalı olacaktır.

İlköğretime geçildiğinde yaşanan diğer büyük sıkıntı ise çocuklara ödev alışkanlığını kazandırma sürecidir. Bu konuda birçok çocuk kısa süreli de olsa sıkıntı yaşarken bazıları için bu tam bir kâbus oluyor. Özellikle okul öncesi dönemde de yaşına uygun sorumluluklar verilmeyerek sorumluluk bilinci oluşmaya başlamamış çocuklar ödev yapma konusunda da çok zorlanıyorlar. Burada ailelerin yapması gereken en önemli şey ödev konusunu bir çatışma haline getirmemek. Unutmayın aranızdaki ilişkinin sağlıklı olması ödevlerden çok daha önemlidir. Bunun yerine gerekli yardımı yaptıktan sonra onun sorumluluğu olduğunu telkin etmek ve yapmadığı zamanlarda müdahale etmeyerek açıklamasını öğretmenine yapmasını sağlamak gerekmektedir.

Bireysel farklılıkları göz önünde bulundurarak her çocuğun okuma-yazmayı öğrenme zamanlarında farklılıklar olabileceğini unutmayarak ilköğretime geçmeleriyle birlikte çocukları bir yarışın içine sokmamaya dikkat etmek gerekir. Okuma yazma üzerinden çocukları yarıştırmak, bir adım önde olsun diye aceleyle yanlış şekilde bir şeyler öğretmek süreci zorlaştıracak ve çocuğun duygusal olarak ta yıpranmasına neden olacaktır.

Bütün bunlara ek olarak ilköğretime geçmiş olsa bile oyunun çocuk için hala çok önemli olduğu unutulmamalı ve oyun istekleri tuhaf karşılanmayarak gün içerisinde oynamasına fırsat verilmelidir.

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir