Çocuklara Verdiğimiz Gizli Mesajlar: Biz Ne Yaparız Çocuklarımız Ne Anlar?

Çocuklara Verdiğimiz Gizli Mesajlar: Biz Ne Yaparız Çocuklarımız Ne Anlar?

Arkadaşlar Uzm. Klinik Psikolog Pelin ÖZAYDIN’ın yazısını sizlerle paylaşıyorum.

“Ay çok daraldım intihar edicem artık”, “yeter kendimi atıcam aşağıya”, senden hiçbir şey olmaz okuyamazsın sen”, “babanın kanındansın sen kötüsün hiç bana çekmemişsin”, “komşunun oğlu her gün 2 saat ders çalışıyormuş annesi ne kadar şanslı bizimkinin elinden telefon tablet düşmüyor”…..

Sanırım bu sözler bir çoğumuza tanıdık geliyor.

Bir çok aile çocuklarının yanında uyguladığı, esasında normal hayatının bir parçası haline gelmiş bir çok davranışının yada sözünün çocuk tarafından nasıl algılandığını bilmez. Oysa basit sandığımız birçok davranış çocuklarımızın beyninde çok farklı algılar yaratır ve bazen bu onların gelecekteki kişilik değişimlerini, ruh sağlıklarını, hatta fiziksel sağlıklarını bile etkileyebilir. Önce davranışlarımızın çocuklar tarafından nasıl anlamlandırıldığı konusunda birkaç örnek görelim ;

Evde sigara içen bir baba:

Çocuğun algısı: Babam benim idolüm, o çok güçlü, hepimizi koruyor, bize çalışıp para getiriyor, her şeyi biliyor. O sigara içiyorsa sigara kötü bir şey olamaz.

Bir sorun olduğunda kavga eden anne baba:

Çocuğun algısı: ilerde benim başıma da bir şey gelirse bende karşımdakiyle kavga edebilirim. Sorunlar böyle çözülüyor

Ders çalışmadığı zaman, bak çalışmazsan okuyamazsın okuyamazsan da iyi bir mesleğin olmaz, para kazanamazsın:

Çocuğun algısı: boşuna çabalamam gereksiz, ben değersiz ve başarısızım, kesin okuyamayacağım, iyi bir mesleğim olmayacak, para kazanamayacağım, çok kötü bir hayatım olacak, kimse beni sevip saygı duymayacak.

Babadan şiddet ve hakaret gören anne;

Erkek Çocuğun algısı: biz kadınlardan daha üstünüz, bizi kızdırırlarsa bağırabiliriz, dövebiliriz

Kız çocuğunun algısı: erkekler bizden daha kuvvetli, onları kızdırmamalıyız yoksa canımızı yakabilirler

Sürekli bilgisayar yada telefon başında ebeveynler;

Çocuğun algısı: annemle babam benimle ilgilenmek yerine bunlarla vakit geçiriyor. Demekki bilgisayar yada telefon çok önemli. Bende bunlarla daha çok vakit geçirmeliyim.

Çok bunalıp lafın gelişi sık sık “ay daraldım valla intihar edicem yada ay kendimi atıcam şimdi camdan yeter” diye bağıran ebeveynler

Çocuğun algısı: demekki artık insan dayanamayacağı noktaya gelirse yaşamaktan vazgeçebilir başka çare yok sanırım.

Evet bunlar sadece birkaç keskin örnek. Bunlar gibi çocuklarımızın yanında normal hayatımızın parçası olarak yaptığımız fakat maalesef çocuklarımıza gizli ve yanlış mesajlar veren birçok davranışımız var. Uzmanlar olarak bunu defalarca dile getiriyoruz ve ben bir kez daha vurgulamak istiyorum:

Çocuğun bakıcısı diye adlandırdığımız doğduğu andan itibaren bakımını üstlenen kişiler ( anne, baba, anneanne, babaanne, bakıcılar vs), çocuğun hayatta ilk gördüğü kişilerdir. Dünyaya hiçbir şey bilmeden gelen bir bebek yanında kimi görüyorsa onun davranışlarına ve hareketlerine bakarak neler yapması gerektiğini öğrenecektir. Çünkü hiçbir konuda hiçbir şey bilmiyordur. Bu da demektir ki biz çocuğumuzun yanında nasıl davranırsak o da bu davranışları aynı bir robot gibi kopyalayacaktır.

Çocuğumuzun görmeden yaptığı şeyler reflexlerdir. Onun dışında herşey öğrenmedir. Eğer siz akşamları evde kitap okuyan, birlikte yemek yiyip sohbet eden, birlikte etkinlikler yapan, sorunlarınızı sakince konuşarak halletmeye çalışan ebeveynler olursanız ilerde “benim çocuğum sürekli tv seyrediyor, elinden tablet, telefon düşmüyor, bizimle iletişim kurmuyor odasından çıkmıyor, asla kitap okumuyor, ağzı çok bozuk, arkadaşlarına iyi davranmıyor, vuruyor vb.” şikayetler etmek zorunda kalmazsınız.

Eğer çocuğunuzun yanında başka insanlar hakkında dedikodu yapar onlar hakkında kötü eleştirilerde bulunursanız çocuğunuz da okulda başka arkadaşlarının arkasından rahatlıkla aynı şeyi yapacaktır. Siz çocuğunuzu başkalarının yanında eleştirip rencide ederseniz, o da arkadaşlarına aynı şeyi yapacaktır. Siz eşinizle olan diyologlarınızda nasıl bir iletişim yöntemi tercih ediyorsanız, çocuğunuz da ilişkilerinde aynı iletişim yöntemine başvuracaktır. Siz yardıma muhtaç birine yardım ederseniz, çocuğunuz da aynı davranışı başka yardıma muhtaç birine yapacaktır. Bunları çocuğunuza öğretmek tamamen sizin elinizdedir. Çocuğunuzla birlikte beraber yapacağınız her güzel etkinlik onun kişilik gelişimine artı bir doğru ekleyecektir.

Beraber değişik yardım etkinliklerine katılmak, hayvan barınaklarına gidip yardım etmek, bitki dikmek, tiyatroya, baleye gitmek, beraber kitap okumak, beraber resim yapmak, beraber şarkı söylemek dans etmek, karşılıklı sohbet saatleri yapmak ( bu sohbetler sırasında eleştri ve baskı konuşmaları yapmak çocuğun bir daha sohbete katılmamasını sağlar), beraber yemek yapmak, evi temizlerken ona da ufak yorulmayacağı görevler ve sorumluluklar vermek ve bunun gibi çocuğumuzun gelişimine güzel katkılar yapacak faaliyetleri onunla birlikte yapmak ve bu faaliyetler sırasında ona da sorumluluklar vermek kişiliğine olumlu katkılar yapacaktır.

Ebeveynler olarak çocuklarımız büyüdüğünde sürekli davranışlarını eleştirmek onlara baskı yapmak yerine, geriye bakıp ben çocuğuma olumlu mesajlar verdim mi, çocuğuma doğru örnek oldum mu diye bazen de kendimizi sorgulamamız gerekmektedir.

Lütfen unutmayalım; çocuklarımız bizim aynadaki görüntülerimizdir.

 

Yorum yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir